Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
İnşirâh… İnşirâh… İnşirâh… Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od. Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah.. Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık… katran karası olmuş göğsümü bir açıver… Daraldım… Bir bakıver.. “Biz senin göğsünü açıp genişletmedikmi?” (inşirah/1)
Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit,yağmur yağmur yüreğime, damla damla gözlerime düştün. Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün. Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün. Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere… Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım. Soluklanmak istiyorumYa Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle. Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye. Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı. Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İ hanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim. Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan. Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum. Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum. Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum. Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum. Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum. Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum. Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir. İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.
“Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .” (inşirah/2)
Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni. Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun. Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi. Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim. Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine. Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim. Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…
Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır… Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…
Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni. Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim. Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.
“Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)
Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi. Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin.. verdin de ben kıymetimi bilemedim. Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara. Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü. Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz. Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte… Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla, kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak, rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.Amansızım,dermansızım,fermansızım. N’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.
Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.
İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.
“Yalnız Rabbine yönel.”(inşirah/
Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,bilirim geri çevirmezsin beni kapından. Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından, ben kendimden geçerek sana geldim bu gece. ’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim
Ya Rab!.
Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr. Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim. Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya, her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya, sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim. Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim… İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.
N’ola ahh n’ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim. Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…
Bütün bir âlem gölgesinde Hayat ve can bulur Lale’nin Bütün gülistan beldesinde Son temsilci Gül’dür Lale’nin
Ruh ve bedende âlem birlik Lale emrinde Gül’dür dirlik Ömür tarlası taze gençlik Köprübaşı Gül’dür Lale’nin Rahmet ve kılıç derde deva Lale yurdunda Gül’dür sefa Ruh ve nefiste aşkın cefa Serdengeçti Gül’dür Lale’nin
Mümin ve kâfir insan rolü Lale indinde Gül’dür dölü Bütün varlığın tek kontrolü İnsan soyu Gül’dür Lale’nin
Sevgi ve korku kalpte saklı Lale katında Gül’dür haklı Ruh diyarında insan aklı Selim akıl Gül’dür Lale’nin
Hayat ve ölüm bir hakikat Lale aşkında Güldür rikkat Zâhir ve bâtın tek tarikat Saf hakikat Gül’dür Lale’nin
Dünya ve ahret iki durak Lale seyrinde Gül’dür Burak Ahiret bâki dünya kurak Tek yeşillik Gül’dür Lale’nin
Ben, Beyaz, narin papatyan. Her bir yaprağıma Düşlerimi yazıp sundum sana. Belki gelirsin diye Umutla boy verdim. Her doğan günde Süzülen kartalda bakışlarını gördüm. Avundum..
Deli rüzgarı nefesin diye soludum.. Başımda bekleyen çılgın bulut sendin. Üzerime düşen her damlada hayat buldum. Büyüdüm, üşüdüm de, Sensiz inen gecede Kapattım düş kokan yaprağımı yalnızlıkta.
Soluktu yarına hayallerim. Yine de umuda dönük yüzüm Seni bekledim... Ellerini bekledim.. Sararsın diye bekledim..
Bak, zamansız kışa döndü baharım. Doruklarda çetin geçer bu mevsim. Hani tutunacak toprağım da kalmadı sarp kayalıkta. Yıllara meydan okuyan cılız bedenim, Düşüyor, görüyor musun?..
Sadeliğimi gizleyen beyazım soluyor Gelecek misin?
Tövbemizi kabul buyur! İçimizi dışımızı görünen ve görünmeyen kirlerden arındır! Sözlerimizi yerine getirmemizde bize güç ve kuvvet ver! Kalplerimizi yüksek hakîkatlere aç! Gönüllerimizi İslâm’a ve îmâna aç! Kalplerimizden ihâneti, kötü vehimleri, mânevî kirlilikleri, karanlıkları gider! Bize hak kapısını aç! Bize hakîkat kapısını aç! Bize doğru hikmet kapısını aç! Bize doğru bilgi kapısını aç! Bizi faydasız bilgilerden koru! Bizi evham ve vesveselerin, şüphe ve tereddütlerin getirdiği açmazlardan koru!
Âmîn.
s.a.Ramazan bayramınızın mübarek ve hayırlara vesile olmasını Cenab-ı haktan niyaz ederim...selam ve dua ile...
Tuhaftır, insan gittiğini bilir, bildiği halde hep bir kalma eğilimindedir var olduğu yerde..Ve hep yanında birilerini de götürmek ister.. Belki de gideceği yere kalmak için gittiğindendir bu istidat… Belki de kalacağı yerde yalnız olmak istemediğindendir bir yol arkadaşı araması… Oysa gidenlerin hepsi geldikleri gibi yalnız ve apansız gittiler… Daha yapılacak çok işleri vardı… Daha bitmemiş hesapları vardı… Hayata geçireceği projeleri vardı… Eşyalarını yenileyecekti daha… Yeni taşınan komşusuna “hoş geldin”e gidecekti… Ödemesi gereken borçları vardı belki… Posta kutusunda daha okunmamış gazetesi vardı… Hep yarına ertelediği arkadaş ziyareti vardı… Belki evlendireceği evladı vardı… Kuracağı şirketleri vardı önümüzdeki yıllarda… Belki okullar camiler yaptıracaktı... Daha okuyacak çook kitapları vardı… Daha söyleyecek sözleri vardı… Belki ocakta henüz pişmemiş yemeği vardı… Ya da akşama yapacağı ütüleri vardı… Kalbini kırdığı sevdiğinden dilenecek bir özrü vardı belki.. Küstüğü kardeşiyle barışacak bayram sabahı vardı daha… Af dileyeceği günahları vardı… Ve belki de henüz “amin” diyemediği duası vardı...Züleyha Bilgin alıntı...
s.a.sayfanız hayırlı,kadir geceniz mübarek olsun ve ümmetin kurtuluşuna vesile olsun inşallah...selam ve dua ile...